DONANIM

Kızılötesi fotoğrafçılık ikinci baharını yaşıyor

Tarafından 05 Mart 2018 tarihinde, DONANIM kategorisinde yayınlanmıştır.

Kızılötesi fotoğrafçılık ikinci baharını yaşıyor


İnsan gözünün algılayamadığı dalga boylarında fotoğraflar çekilmesini sağlayan kızılötesi fotoğrafçılığın temellerini, ünlü fotoğrafçıların büyüleyici çalışmalarıyla birlikte derledik



Yaklaşık bir asır önce ortaya çıkan kızılötesi fotoğraflar, o günden bu yana bu dünyadan değilmiş gibi görünerek insanları etkiliyor.


En sıradan sahne bile kızılötesi olarak fotoğraflandığında büyüleyici bir saykodelik hava kazanıyor.


Kızılötesi fotoğrafçılık günümüzde ikinci baharını yaşıyor. Dijital kameralar artık farklı kızılötesi dalga boylarını destekleyerek, yeni nesil denemelerin gerçekleştirilmesine olanak tanıyor.


Gözlerimiz yalnızca dar ışık dalgalarını görebiliyor. “Görülebilir ışık” adı verilen bu dalga boyu spektrumu, 380 ile 700 nanometre arasında bulunuyor.


700 nanometrenin üzerindeki dalga boyları ise kızılötesi olarak adlandırılıyor.


Kızılötesi fotoğrafçılık çoğunlukla 700 ile 1.000 nanometre arasındaki dalga boylarında çekimler yapıyor ve buna ‘yakın kızılötesi’ adı veriliyor.


Bu dalga boyu aralığının ötesindeki değerler ise çoğunlukla askeri amaçlarla ve termal görüntüleme alanlarında kullanılıyor.


20. yüzyılın en popüler kızılötesi fotoğraf filmleri Kodak tarafından üretilen Ektachrome Infrared IER’di.


Bu filmlerin daha sonra ortaya çıkan Aerochrome isimli geliştirilmiş sürümleri ordular tarafından kullanıldı.


Kodak, bu filmlerin üretimini 2007 yılında durdurdu ve günümüzde bunlardan bir tane bulmak bir hayli zor hale geldi.


Fotoğrafçı Richard Mosse, 2011 yılında yayınladığı ‘Infra’ isimli kızılötesi fotoğraf serisinde Aerochrome kullanarak, üretimi durdurulmuş bu filmlerin yeniden gündeme gelmesini sağladı.


İç savaş halindeki Kongo’ya giden Mosse, rahatsız edici gerçekliği kızılötesi fotoğraflayarak garip ancak bir şekilde güzel görünen anları ölümsüzleştirmeyi başardı.


Ancak kızılötesi fotoğraf çekmek isteyenlerin tarih olmuş Aerochrome filmleri bulmaları gerekmiyor.


DSLR makineler kızılötesi dalga boylarını engelleyen bir sisteme sahipken, dijital kamera teknolojilerinde yaşanan gelişim kızılötesi fotoğrafçılık için yeni bir dönem başlattı.


Günümüzde kızılötesi fotoğraflar çekmenin en kolay yolu kızılötesi filtreler kullanmak.


Ancak bu konuda daha tutkulu olan fotoğrafçılar, DSLR makinelerinin içerisinde bulunan kızılötesi dalga boyu engelleyicileri çıkarmayı ve yerine görünür ışık spektrumunu engelleyen ufak cihazlar yerleştirmeyi tercih ediyorlar.


Modern dijital kızılötesi fotoğrafçılık hâlâ çoğunlukla Kodak filmlerinden miras kalan kırmızı-pembe tonları ön plana çıkarıyor.


Ancak kimi fotoğrafçılar daha sıra dışı yaklaşımlar benimseyerek, farklı renkler ve çok daha sıra dışı görünen kareler yakalayabiliyor.


Paolo Pettigiani’nin New York Central Park’ı fotoğrafladığı serisi, modern kızılötesi fotoğrafçılığın iyi örneklerinden bir tanesi olarak gösteriliyor.


Kate Ballis’in Ifra Realism (Kızılötesi Gerçeklik) serisi ise stil açısından daha radikal yaklaşımlar sergiliyor.


Modern kızılötesi fotoğrafçılar farklılaşmak adına gözümüzün göremediği daha farklı dalga boylarında deklanşöre basıyor.


Örneğin, görülebilir dalga boylarının hemen altında çekilen fotoğrafların soluk renkleri karelere pastel bir hava katıyor.


İşte dikkat çekici modern kızılötesi fotoğrafçılık örnekleri…

Yazar Hakkında

Admin - https://pclife.org

simsiyah gecenin ardındayım yapa yalnız..

Yorum yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Kategoriler
Çok Okunanlar
Son Eklenenenler
Copyright 2012 - Tüm Hakkı Saklıdır. PCLIFE.ORG - Bu sitede yayınlanan yazılar ve görseller kaynak gösterilmeden kullanılamaz.